Bir sözle bir aile değişir, bir ümmet yeniden dirilir.
Nasihat… Herkesin yaptığı ama çok azının gerçekten etkili olduğu bir eylem. Bir baba oğluna, bir öğretmen öğrencisine, bir patron işçisine, bir dost arkadaşına nasihat eder. Fakat bu sözlerin bir kısmı havada kalır, bir kısmı ise bir insanın kaderini değiştirir. Peki, bir nasihatı kalplere işleyen hâle getiren sır nedir? Neden bazı sözler ömür boyu hatırlanır da bazıları dinlenip geçilir? İşte bu soruların cevabı, İslam’ın kalbinde yer alan “nasihat” kavramının ne kadar büyük bir hakikat olduğunu gösteriyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Sahih Müslim’de geçen hadiste, “Din nasihattir” buyurur. Tüm İslam’ı bir tek kavramla ifade eder: Nasihat. Din; namaz, oruç, hac gibi ibadetleri içerir, elbette. Ancak bunların ruhu, niyeti, özü nasihattedir. Çünkü nasihat, İslam’ın cevheridir. O varsa, din vardır. O yoksa, şekil kalır, ruh gider.
Toplumlar üç temel düzeyde İslam’la tanışır: mikro, mezo ve makro. Mikro düzeyde bir evde nasihat sayesinde bir fert değişir, o fert diğer aile bireylerine etki eder ve bir süre sonra tüm ev bir ibadet hanesine dönüşür. Mezo düzeyde bir davetçi, bir hoca, bir talebe; samimi gayretiyle bir mahalleyi, bir semti, hatta bir şehri dönüştürebilir. Makro düzeyde ise bir Rabbani âlim, bir Timurtaş Hoca veya bir Nureddin Yıldız; bir milletin kalbine dokunabilir. Bütün bu değişimlerin başladığı yer aynıdır: bir nasihat.
Ancak bir çocuğa nasihat ederken bile onu küçük görmek, onu ciddiye almamak büyük bir kayıptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Abdullah ibn Abbas’ı bineğine alıp ona yaptığı nasihatle, onu Kur’an’ın tercümanı hâline getirmiştir. Çünkü çocuk bile olsa büyük bir adam gibi muhatap alınmıştır. Onun kalbi nasihate açılmış, nasihat o kalpte kök salmıştır.
Peki bu sözler nasıl böyle etkili olabilir? Bu sorunun peşine düşen nice insan gibi bizler de merak ederiz: Selef-i salihin dönemi âlimlerinin sözleri neden bu kadar güçlüydü? Neden onların bir cümlesi bir ömür yön verirken, biz saatlerce konuşsak etkisi olmuyor? Bunun sırrını Hicri 3. yüzyılda yaşamış büyük âlim Hamdun el-Kassâr şöyle açıklar: “Onlar üç şey için konuşuyorlardı: Allah’ın dinini yüceltmek, insanların nefsini ateşten kurtarmak ve yalnızca Rahman’ın rızasını kazanmak.”
İşte tesirli sözün sırrı burada yatıyor. Ne kendini öne çıkarma arzusu, ne bir grubun reklâmı, ne şöhret, ne alkış… Sadece ve sadece Allah’ın rızası için konuşmak. Sözlerine tesir katmak isteyenlerin öncelikle niyetlerini arındırması gerekiyor. Çünkü niyet neyse söz de odur. Bugün bizim sözlerimizden tesirin kalkmasının sebebi, o sözleri nefsimiz için, şöhret için, kabul görmek için sarf etmemizdir. Kalpleri dirilten sözlerin mayasında ihlas vardır, gösteriş yoktur.
İmam Şafiî’nin şu duası ne kadar anlamlıdır: “Keşke münazara ettiğim kişi haklı olsa da, hak onun diliyle zuhur etse de ben sadece hakka ulaşsam. Adım zikredilmese de olur.” İşte bu yüce bir niyettir. Ve bu niyetle konuşanların sözleri asırlar boyunca yaşar, imam Şafiî gibi, İmam Buhari gibi.
İmam Buhari’nin ihlası dillerde dolaşır. O, camide yere düşen bir çöpü kimse görmeden alır ve dışarı atar. Görünmek için değil, Allah için… Ve o hareketini bir kişi fark eder, onu anlatır, biz bugün o ihlası konuşuruz. Bir çöp kaldırmakla değil, o çöpü Allah için kaldırmakla Buhari olunur.
İhlasın imamı Abdullah ibn Mübarek de bu anlayışın zirvesinde bir isimdir. Zengin bir alimdir. Hem zahid hem mücahiddir. İlim sahibidir ama aynı zamanda ticaretle uğraşır. Neden? Talebelerine harçlık verebilmek için. Zenginliği Allah yolunda harcar. Talebeleri onu sorguladığında, “Ben bu işi sizin gibi dünyalık için yapmıyorum” der.
Onun bir gece yolculuğu sırasında yaşanan olay, onun ihlasını gözler önüne serer. Geceyi birlikte geçirdikleri bir dostu, onun ibadetini izler ve sabaha kadar ağlayarak, onun Allah’a olan bağlılığına şahitlik eder. Abdullah ibn Mübarek sabaha kadar o gözlemin farkında olmadan ibadet eder. Sabah dostu “Ben abdestliyim” dediğinde, bütün gece ibadetinin görülmüş olduğunu fark edip üzüntüye kapılır. Çünkü onun derdi bilinmek değil, kabul edilmektir. İnsanların değil, Allah’ın katında değerli olmaktır.
İşte bu anlayış, Abdullah ibn Mübarek’in nasihatine de yansır. Der ki: “Fuzuli bakışları terk et, ki huşuda muvaffak olasın.” Gözünü haramdan, lüzumsuz olandan koru ki, kalbin namazda Allah’a bağlansın. “Fuzuli sözleri terk et, ki hikmetle konuşabilesin.” Boş konuşmalardan uzak dur ki, ağzından çıkan söz etkili olsun. “Fuzuli yemeyi terk et, ki ibadette muvaffak olasın.” Mideni tıka basa doldurma ki, bedenin ibadete hazır olsun. “Tırnak ardına düşmeyi bırak, ki kendi ayıbını görebilesin.” İnsanların hatalarını bırak da, kendine bak. Çünkü hakiki olgunluk kendi kusurunu görebilmekte saklıdır.
İşte tesirli söz, işte gerçek nasihat… Bu sadece bir cümle değildir. Bu, insanı sarsan, hayata yön veren, kalbe dokunan bir bakış açısıdır. Ve bu nasihat, gerçekten fayda verir. Çünkü içinde rıza-i ilahi vardır. Gösteriş yoktur, kibir yoktur. Ne bir cemaat ismi, ne bir vakıf adı, ne bir reklam… Sadece Allah için konuşulmuş bir söz.
Bugün bizler de bir söz söyleyeceksek, önce niyetimizi tartmalıyız. “Bu sözü neden söylüyorum?” diye sormalıyız. Eğer Allah’ın dinini yüceltmek, insanların cehennemden kurtuluşuna vesile olmak ve Allah’ın rızasına ulaşmak içinse; o söz fayda verir. Eğer niyetimiz kendimizi göstermek, beğenilmek, takdir edilmekse; o söz ne kadar güzel olursa olsun havada kalır. Kalbe inmez.
Bu nedenle, söz söylemeden önce kalbimizi temizlemeli, dilimizi Allah’ın rızasına ayarlamalıyız. Çünkü Allah için konuşan birinin sözü, Allah’ın izniyle bir ümmeti bile değiştirebilir.
Sık sorulan sorular
Namaza başlamak istiyen herkes içindir. Erkek, kadın, çocuk, genç veya yaşlı. Herkes bu destekten faydalanabilir.
Namaz koçluğu tamamen ücretsizdir. Ekipteki arkadaşların tamamen gönüllü yürüttüğü bir çalışmadır. Amacımız Allah'ın rızasını kazanmak için başkalarının namazlarına vesile olmak ve bu konuda herkese destek lmaktır.
Bize bir WhatsApp göndererek koçluk başvurunu yapabilirsin.
Ardından arkadaşlar sizin için sabit bir koç ayarlayıp, tanışmanıza vesile olacaktır.
Evet, erkekler için erkek koç, kadınlar için kadın koç ayarlanıyor.
Programa kayıt olmak çok kolay! WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçerek adınızı, iletişim bilgilerinizi ve kısa bir açıklama paylaşmanız yeterlidir. Sizi en kısa sürede bir yol arkadaşıyla eşleştiriyoruz.
Kayıt işleminiz tamamlandıktan sonra, sizinle iletişim kurarak bir yol arkadaşı (buddy) atıyoruz. Yol arkadaşınız, sizinle WhatsApp üzerinden ya da yüz yüze görüşerek süreci başlatacaktır.
WhatsApp üzerinden kayıt olmak, hızlı ve kolay bir iletişim yöntemi sağlar. Anında destek alabilir, sorularınızı sorabilir ve kayıt işlemlerinizi kolayca tamamlayabilirsiniz. Ayrıca, her zaman ekibimize ulaşabilir ve sürecinizle ilgili güncellemeler alabilirsiniz.